İSTANBUL ÇEVRE DÜZENİ PLANI VE KENTİMİZE ETKİLERİ.. ( 1 )
Yazar: ZİYA GÜNEY
"...Bilindiği gibi son günlerde İstanbul B.Şehir Belediye Meclisinin 13.02.2009 günlü 103 sayılı kararı ve 15.06.2009 tarihinde B.Şehir Belediye Başkanının onayı ile yürürlüğe soktuğu İstanbul Çevre Düzeni planı ve bu plan strateji ve kararlarının Bursa’ya etkileri tartışılmaktadır.
Mevzubahis çevre düzeni planı dikkatlice incelendiğinde gerek AB gerekse küresel sermayenin yıllardan beri ülkemiz ve özellikle de İstanbul başta olmak üzere Marmara Bölgesinde uygulamak istediği politika ve projelerin ayak izlerini görmek mümkündür..
Konunun daha iyi anlaşılabilmesi için öncelikle İstanbul Çevre Düzeni planı ile ilgili hukuki ve planlama sürecine kısaca göz atmakta fayda görüyoruz..
Bilindiği gibi eski 3030 sayılı B.Şehir kanunu 23.07.2004 tarihinde 5216 sayılı kanunla yeniden düzenlendi.
5216 sayılı yeni B.Şehir Belediyesi kanunu bütün B.Şehirlere en geç 2 yıl içinde 1/25 000 ölçekli nazım imar planlarını yapmak ve yaptırmak yükümlülüğünü getirdi..
Bunun yanında hazırlanması gereken bu nazım imar planlarının 1/100 000 ölçekli İl çevre Düzeni planlarına uygun olması zorunluluğu da mevzubahis yasada yer almaktaydı..
O tarihlerde İstanbul Belediyesinin elinde 1995 de yürürlüğe girmiş olan 1/ 50 000 ölçekli çevre düzeni planı bulunuyordu.. Ancak bu plan 5216 sayılı B.Şehir yasası ile İstanbul ve Kocaeli’nin il sınırlarının belediye sınırları ile çakışması sebebiyle fonksiyonunu büyük ölçüde kaybetmişti..
Bu arada İstanbul B.Şehir Belediyesi Çevre ve Orman Bakanlığı ile 2005 yılında yapmış olduğu bir protokol ile çevre düzeni planı yapma yetkisini aldı..
Bu yetki çerçevesinde bir taraftan yeni çevre düzeni planı diğer taraftan da 1/25 000 lik nazım imar planı çalışmalarına yan kuruluşu olan BİMTAŞ AŞ. Kanalı ile başladı..
BİMTAŞ AŞ bu düzenlemeler sonucunda hızlı bir şekilde 1/100 000 ölçekli İstanbul Çevre Düzeni planı ve raporunu hazırlayarak İstanbul B.Şehir Belediye Başkanlığına sundu. Bu plan İstanbul B.Şehir Belediye Meclisinde 14.07.2006 tarihinde kabul edilip 22.08.2006 tarihinde Başkan tarafından onaylanarak yürürlüğe girdi..
Ancak bu plan herhangi bir ihale açılmadan BİMTAŞ AŞ ye yaptırıldı ve BİMTAŞ ın görevleri arasında çevre düzeni planını yapma yetkisi yoktu.. Ayrıca planı imzalayan BİMTAŞ yetkililerinin çevre düzeni planı yapma yeterlilikleri de bulunmamaktaydı.
Bu sebeplerle de planın hukuki geçerliliği tartışma konusu olmuştu..
Nitekim 2006 yılında yürürlüğe giren bu İstanbul Çevre Düzeni planı meslek odalarının İdare mahkemesine yaptıkları müracaat neticesinde iptal edildi..
Bunun üzerine İstanbul B.Şehir Belediyesi BİMTAŞ AŞ ye bağlı İstanbul Metropolitan Planlama ve Kentsel Tasarım Merkezine ( İMP ) iptal edilen çevre düzeni planını revize ettirerek yeni bir çevre düzeni planı hazırlatıp yazımızın başında da ifade ettiğimiz gibi belediye meclisinden geçirip 15.06.2009 tarihinde onaylayarak yürürlüğe koymuştur..
Bugün yürürlükte olup tartışılan bu İstanbul İl Çevre Düzeni Planıdır.
Bu planın; AB nin ve küresel sermaye odaklarının da uzun süreden beri ülkemizden talep ettikleri, gerek halen uygulanan 9. 7 yıllık plan stratejisi ve 9. 7 yıllık kalkınma planı ( 2007-2013 ) ve diğer dökümanlarda yer alan üst düzey bölgesel Merkez ( İstanbul ) ve alt düzey yerleşimler (Bursa ve Marmara bölgesindeki diğer kentler ) yönetim ilkelerine paralel olarak hazırlandığı, tarımdan şehre göçü hızlandıracak, aynı zamanda İstanbul ve Marmara Bölgesindeki diğer Kalkınma Ajansları çalışmalarına yol gösterici bir fonksiyona sahip olduğu görülmektedir..
Bu planın içeriğinde yer alan stratejik hedef ve plan kararlarının Kentimize ve yakın çevredeki diğer kentlere olabilecek muhtemel etkilerini bundan sonraki yazımızda ele alacağız..
....
İSTANBUL ÇEVRE DÜZENİ PLANI VE KENTİMİZE ETKİLERİ.. ( 2 )
İstanbul çevre Düzeni plandaki başlangıcından günümüze kadar olan süreci ve bu planın üst düzey merkez ( İstanbul ) ve alt düzey kentler (Bursa ve Marmara bölgesindeki diğer kentler ) yönetim ve yönlendirme amaçlı hazırlandığını geçtiğimiz hafta bu sütunlarda siz değerli okuyucularımız ile paylaşmıştık..
Bugün de mevzubahis planın dünyadaki küresel (neoliberal ) politikalar doğrultusunda nasıl şekillendirilmek istendiğini bu planın gerek ülkemiz gerekse bölgemizde yaratacağı olumsuz etkiler konusundaki görüş ve düşüncelerimizi dile getirmeye çalışacağız..
İstanbul B.Şehir Belediyesi BİMTAŞ AŞ bünyesinde oluşturulan IMP ( İstanbul Metropolitan Planlama ve Kentsel Tasarım Merkezi ) deki çeşitli çalışma gruplarından birisi de “ Ülke ve Bölge Planlama “ Grubudur.
Halen yürürlükteki mevzuata göre İstanbul B.Şehir Belediyesi yan kuruluşu olan BİMTAŞ AŞ nin ülkeyi ve bölgeyi planlama yetkisi yoktur..
Ülkemizin fiziki planlarını ve bölge planlarını yapma yetkisi ( DPT ) Devlet Planlama teşkilatının görev alanındadır..
Kaldı ki bugüne kadar DPT çeşitli sebeplerle bu planları da yapmamış veya yapamamıştır..Ancak çeşitli kalkınma planları, plan stratejileri ve AB uyum dökümanlarında ülke , bölge ve havza planlaması konularında görüş ve düşünceleri yer almıştır..
İstanbul B.Şehir Belediyesi bünyesindeki BİMTAŞ AŞ. de Ülkemiz mevzuatında bulunmayan bir yetkiyi kullanmak üzere bu şekilde bir birimin kurulmuş olması akla ister istemez bu birimin küresel sermayenin ülke ve özellikle de Marmara Bölgesindeki projelerinin önünü açmak için mi kurulduğu sorusunu akla getirmektedir..
Mevzubahis Çevre Düzeni Planı incelendiğinde İstanbul küresel sermayenin şemsiyesi altında üst düzey bölgesel bir kültür, turizm, ticaret ve finans merkezi olarak planlanırken, Bursa ve Marmara Bölgesindeki diğer kentlerin de İstanbul’a lojistik destek sağlayan, kirletici sanayileri ve artan nüfusu absorve eden alt merkezler haline getirilmek istendiğini görüyoruz..
Esasen gerek 9. plan stratejisinde ( 2007-2013 ) ve gerekse diğer dökümanlarda AB nin de istekleri doğrultusunda Marmara Bölgesinin İstanbul merkezli planlanması yer almaktadır..
Ayrıca bu planlamanın yeni kurulmuş bulunan İstanbul Kalkınma Ajansı faaliyetlerine de alt yapı hazırlaması söz konusudur. ki bu husus İMP nin Ülke ve Bölge Planlama grubunun görevleri arasında olduğu yetkililerce açıkça ifade edilmiştir..
Nitekim İstanbul için hazırlanan İl Çevre Düzeni Planındaki stratejik hedefler ve plan kararları bizim bu görüşümüzü doğrular niteliktedir.
İstanbul Metropolitan Planlama ve Kentsel Tasarım Merkezinin (IMP ) koordinatörü sayın Prof.Dr. Hüseyin Kaptan’ın istifasına sebep olan küresel sermaye odaklı projeler ( 7 tünel, Dubai Kuleleri, Haydarpaşa Kuleleri, Galataport ve Zeyport projeleri ve 3. köprü vb. gibi ) yeni çevre düzeni planında dış güç odakları ile merkezi idarenin baskısı sonucu yer almıştır..
İstanbul Çevre Düzeni Planı bir taraftan kendi içerisinde ulusal planlama, şehircilik, kentleşme ilke ve yaklaşımlarından uzak kalırken diğer taraftan da Marmara Bölgesinin değişik yerlerinde (güney aksında Bursa, Yalova, Çanakkale, Marmara denizi içi , doğu aksında Kocaeli, Sakarya ve batıda Trakya’da ) önemli stratejik ve operasyonel hedefler koymaktadır..
Gerek yukarıda saydığımız gerekse kentsel birçok projede hiçbir analiz ve sentez çalışması yapılmadan dış güç odakları ile merkezi idarenin isteği doğrultuda plana işlenmeleri çevre düzeni planını bütün Marmara Bölgesini İstanbul merkezli yerel ve küresel sermayenin rant alanı haline getirmektedir.
Planda İstanbul’a yeni sanayi öngörülmediği için nüfus projeksiyonlarında İstanbul için 16-17 milyon nüfus ile doygunluğa ulaşacağı planlanmaktadır..
Bu plan kararlarının açılımı ve diğer stratejik kararlardan İstanbul ve yakın çevresindeki mevcut ve yeni kurulacak sanayi tesislerinin desantralizasyonu (dağıtımı ) gerekli görülmektedir..
Bu sanayinin ve buna paralel artan nüfusun öncelikli adresi de Marmara Bölgesindeki Bursa ve Trakya Bölgesi ile diğer irili ufaklı yerleşim birimlerimizdir..
Bundan en çok etkilenecek kentlerimizin başında da hiç şüphesiz kentimiz gelmektedir. Bursa’ya İstanbul’un arka bahçesi rolü kendi kimliğinden tamamen koparıp İstanbul’un interlandı niteliğine dönüştürecektir..
Kentimize başta sanayileşme olmak üzere son 30-40 yılda gelen iç ve dış göçler sebebiyle çarpık ve plansız yapılaşma büyük boyutlara ulaşmış, tarım alanları planlı veya plansız sanayi ve konuta açılmış, bunun neticesinde de teknik ve sosyal alt yapı sağlıklı kent standartların çok altında kalmıştır..
İstanbul Çevre Düzeni planının olumsuz etkileri ilk defa kendini Trakya bölgesinde göstermiş İstanbul’un 2006 tarihli Çevre Düzeni planındaki hükümler sebebi ile mevcut Trakya alt bölge Ergene Havzası Çevre Düzeni planı kullanılamaz hale gelmiştir..
Trakya Havzasındaki kalan tarım toprakları ile yer altı ve yer üstü su kaynaklarını korumak için kent yöneticileri ile 103 sivil toplum kuruluşu etkin bir mücadeleyi devam ettirmektedirler..
Kentimizde de İstanbul Çevre Düzeni Plan stratejik hedef ve kararlarından en az etkilenmek için öncelikle mevcut Bursa 2020 çevre düzeni planı 2030 yılı öngörüleri dikkate alınarak yeniden hazırlanmalıdır..
Bu plan; doğal, tarihi ve kültürel değerlerini koruyan, tarım alanları ile yer altı ve yer üstü su kaynaklarımızı ülkemiz ve toplumumuz yararına planlayıp Bursa ve Bursalılar için kullanan, Bursa’yı İstanbul kural ve kararlarına uyup pasif bir interland’dan ibaret görmeyen, insana saygılı, ekolojik dengeleri koruyan çevreci bir anlayış ve yaklaşımla hayata geçirilmelidir..
Kent yöneticilerimiz bizim Nilüfer’in kuruluş aşamasında yaptığımız gibi siyasi baskı ve yönlendirmelere karşı dik ve kararlı duruş sergilemeli hiçbir kişi ve kurum menfaati toplum menfaatinden önce gelmemelidir.
Kentimize ait rantlar hiçbir şekilde küresel sermaye baronları ile onların yerli uzantılarına peşkeş çekilmemelidir..
Siyaset Kurumu,üniversite, medya, meslek örgütleri ve sivil toplum kuruluşları vb. gibi toplum dinamikleri kendi aralarındaki siyasi ve dünya görüşü farklılıklarını bir kenara bırakarak Bursa’mızın değerlerini korumak adına organize olarak etkin bir mücadele başlatmalıdırlar.. "
"...Bilindiği gibi son günlerde İstanbul B.Şehir Belediye Meclisinin 13.02.2009 günlü 103 sayılı kararı ve 15.06.2009 tarihinde B.Şehir Belediye Başkanının onayı ile yürürlüğe soktuğu İstanbul Çevre Düzeni planı ve bu plan strateji ve kararlarının Bursa’ya etkileri tartışılmaktadır.
Mevzubahis çevre düzeni planı dikkatlice incelendiğinde gerek AB gerekse küresel sermayenin yıllardan beri ülkemiz ve özellikle de İstanbul başta olmak üzere Marmara Bölgesinde uygulamak istediği politika ve projelerin ayak izlerini görmek mümkündür..
Konunun daha iyi anlaşılabilmesi için öncelikle İstanbul Çevre Düzeni planı ile ilgili hukuki ve planlama sürecine kısaca göz atmakta fayda görüyoruz..
Bilindiği gibi eski 3030 sayılı B.Şehir kanunu 23.07.2004 tarihinde 5216 sayılı kanunla yeniden düzenlendi.
5216 sayılı yeni B.Şehir Belediyesi kanunu bütün B.Şehirlere en geç 2 yıl içinde 1/25 000 ölçekli nazım imar planlarını yapmak ve yaptırmak yükümlülüğünü getirdi..
Bunun yanında hazırlanması gereken bu nazım imar planlarının 1/100 000 ölçekli İl çevre Düzeni planlarına uygun olması zorunluluğu da mevzubahis yasada yer almaktaydı..
O tarihlerde İstanbul Belediyesinin elinde 1995 de yürürlüğe girmiş olan 1/ 50 000 ölçekli çevre düzeni planı bulunuyordu.. Ancak bu plan 5216 sayılı B.Şehir yasası ile İstanbul ve Kocaeli’nin il sınırlarının belediye sınırları ile çakışması sebebiyle fonksiyonunu büyük ölçüde kaybetmişti..
Bu arada İstanbul B.Şehir Belediyesi Çevre ve Orman Bakanlığı ile 2005 yılında yapmış olduğu bir protokol ile çevre düzeni planı yapma yetkisini aldı..
Bu yetki çerçevesinde bir taraftan yeni çevre düzeni planı diğer taraftan da 1/25 000 lik nazım imar planı çalışmalarına yan kuruluşu olan BİMTAŞ AŞ. Kanalı ile başladı..
BİMTAŞ AŞ bu düzenlemeler sonucunda hızlı bir şekilde 1/100 000 ölçekli İstanbul Çevre Düzeni planı ve raporunu hazırlayarak İstanbul B.Şehir Belediye Başkanlığına sundu. Bu plan İstanbul B.Şehir Belediye Meclisinde 14.07.2006 tarihinde kabul edilip 22.08.2006 tarihinde Başkan tarafından onaylanarak yürürlüğe girdi..
Ancak bu plan herhangi bir ihale açılmadan BİMTAŞ AŞ ye yaptırıldı ve BİMTAŞ ın görevleri arasında çevre düzeni planını yapma yetkisi yoktu.. Ayrıca planı imzalayan BİMTAŞ yetkililerinin çevre düzeni planı yapma yeterlilikleri de bulunmamaktaydı.
Bu sebeplerle de planın hukuki geçerliliği tartışma konusu olmuştu..
Nitekim 2006 yılında yürürlüğe giren bu İstanbul Çevre Düzeni planı meslek odalarının İdare mahkemesine yaptıkları müracaat neticesinde iptal edildi..
Bunun üzerine İstanbul B.Şehir Belediyesi BİMTAŞ AŞ ye bağlı İstanbul Metropolitan Planlama ve Kentsel Tasarım Merkezine ( İMP ) iptal edilen çevre düzeni planını revize ettirerek yeni bir çevre düzeni planı hazırlatıp yazımızın başında da ifade ettiğimiz gibi belediye meclisinden geçirip 15.06.2009 tarihinde onaylayarak yürürlüğe koymuştur..
Bugün yürürlükte olup tartışılan bu İstanbul İl Çevre Düzeni Planıdır.
Bu planın; AB nin ve küresel sermaye odaklarının da uzun süreden beri ülkemizden talep ettikleri, gerek halen uygulanan 9. 7 yıllık plan stratejisi ve 9. 7 yıllık kalkınma planı ( 2007-2013 ) ve diğer dökümanlarda yer alan üst düzey bölgesel Merkez ( İstanbul ) ve alt düzey yerleşimler (Bursa ve Marmara bölgesindeki diğer kentler ) yönetim ilkelerine paralel olarak hazırlandığı, tarımdan şehre göçü hızlandıracak, aynı zamanda İstanbul ve Marmara Bölgesindeki diğer Kalkınma Ajansları çalışmalarına yol gösterici bir fonksiyona sahip olduğu görülmektedir..
Bu planın içeriğinde yer alan stratejik hedef ve plan kararlarının Kentimize ve yakın çevredeki diğer kentlere olabilecek muhtemel etkilerini bundan sonraki yazımızda ele alacağız..
....
İSTANBUL ÇEVRE DÜZENİ PLANI VE KENTİMİZE ETKİLERİ.. ( 2 )
İstanbul çevre Düzeni plandaki başlangıcından günümüze kadar olan süreci ve bu planın üst düzey merkez ( İstanbul ) ve alt düzey kentler (Bursa ve Marmara bölgesindeki diğer kentler ) yönetim ve yönlendirme amaçlı hazırlandığını geçtiğimiz hafta bu sütunlarda siz değerli okuyucularımız ile paylaşmıştık..
Bugün de mevzubahis planın dünyadaki küresel (neoliberal ) politikalar doğrultusunda nasıl şekillendirilmek istendiğini bu planın gerek ülkemiz gerekse bölgemizde yaratacağı olumsuz etkiler konusundaki görüş ve düşüncelerimizi dile getirmeye çalışacağız..
İstanbul B.Şehir Belediyesi BİMTAŞ AŞ bünyesinde oluşturulan IMP ( İstanbul Metropolitan Planlama ve Kentsel Tasarım Merkezi ) deki çeşitli çalışma gruplarından birisi de “ Ülke ve Bölge Planlama “ Grubudur.
Halen yürürlükteki mevzuata göre İstanbul B.Şehir Belediyesi yan kuruluşu olan BİMTAŞ AŞ nin ülkeyi ve bölgeyi planlama yetkisi yoktur..
Ülkemizin fiziki planlarını ve bölge planlarını yapma yetkisi ( DPT ) Devlet Planlama teşkilatının görev alanındadır..
Kaldı ki bugüne kadar DPT çeşitli sebeplerle bu planları da yapmamış veya yapamamıştır..Ancak çeşitli kalkınma planları, plan stratejileri ve AB uyum dökümanlarında ülke , bölge ve havza planlaması konularında görüş ve düşünceleri yer almıştır..
İstanbul B.Şehir Belediyesi bünyesindeki BİMTAŞ AŞ. de Ülkemiz mevzuatında bulunmayan bir yetkiyi kullanmak üzere bu şekilde bir birimin kurulmuş olması akla ister istemez bu birimin küresel sermayenin ülke ve özellikle de Marmara Bölgesindeki projelerinin önünü açmak için mi kurulduğu sorusunu akla getirmektedir..
Mevzubahis Çevre Düzeni Planı incelendiğinde İstanbul küresel sermayenin şemsiyesi altında üst düzey bölgesel bir kültür, turizm, ticaret ve finans merkezi olarak planlanırken, Bursa ve Marmara Bölgesindeki diğer kentlerin de İstanbul’a lojistik destek sağlayan, kirletici sanayileri ve artan nüfusu absorve eden alt merkezler haline getirilmek istendiğini görüyoruz..
Esasen gerek 9. plan stratejisinde ( 2007-2013 ) ve gerekse diğer dökümanlarda AB nin de istekleri doğrultusunda Marmara Bölgesinin İstanbul merkezli planlanması yer almaktadır..
Ayrıca bu planlamanın yeni kurulmuş bulunan İstanbul Kalkınma Ajansı faaliyetlerine de alt yapı hazırlaması söz konusudur. ki bu husus İMP nin Ülke ve Bölge Planlama grubunun görevleri arasında olduğu yetkililerce açıkça ifade edilmiştir..
Nitekim İstanbul için hazırlanan İl Çevre Düzeni Planındaki stratejik hedefler ve plan kararları bizim bu görüşümüzü doğrular niteliktedir.
İstanbul Metropolitan Planlama ve Kentsel Tasarım Merkezinin (IMP ) koordinatörü sayın Prof.Dr. Hüseyin Kaptan’ın istifasına sebep olan küresel sermaye odaklı projeler ( 7 tünel, Dubai Kuleleri, Haydarpaşa Kuleleri, Galataport ve Zeyport projeleri ve 3. köprü vb. gibi ) yeni çevre düzeni planında dış güç odakları ile merkezi idarenin baskısı sonucu yer almıştır..
İstanbul Çevre Düzeni Planı bir taraftan kendi içerisinde ulusal planlama, şehircilik, kentleşme ilke ve yaklaşımlarından uzak kalırken diğer taraftan da Marmara Bölgesinin değişik yerlerinde (güney aksında Bursa, Yalova, Çanakkale, Marmara denizi içi , doğu aksında Kocaeli, Sakarya ve batıda Trakya’da ) önemli stratejik ve operasyonel hedefler koymaktadır..
Gerek yukarıda saydığımız gerekse kentsel birçok projede hiçbir analiz ve sentez çalışması yapılmadan dış güç odakları ile merkezi idarenin isteği doğrultuda plana işlenmeleri çevre düzeni planını bütün Marmara Bölgesini İstanbul merkezli yerel ve küresel sermayenin rant alanı haline getirmektedir.
Planda İstanbul’a yeni sanayi öngörülmediği için nüfus projeksiyonlarında İstanbul için 16-17 milyon nüfus ile doygunluğa ulaşacağı planlanmaktadır..
Bu plan kararlarının açılımı ve diğer stratejik kararlardan İstanbul ve yakın çevresindeki mevcut ve yeni kurulacak sanayi tesislerinin desantralizasyonu (dağıtımı ) gerekli görülmektedir..
Bu sanayinin ve buna paralel artan nüfusun öncelikli adresi de Marmara Bölgesindeki Bursa ve Trakya Bölgesi ile diğer irili ufaklı yerleşim birimlerimizdir..
Bundan en çok etkilenecek kentlerimizin başında da hiç şüphesiz kentimiz gelmektedir. Bursa’ya İstanbul’un arka bahçesi rolü kendi kimliğinden tamamen koparıp İstanbul’un interlandı niteliğine dönüştürecektir..
Kentimize başta sanayileşme olmak üzere son 30-40 yılda gelen iç ve dış göçler sebebiyle çarpık ve plansız yapılaşma büyük boyutlara ulaşmış, tarım alanları planlı veya plansız sanayi ve konuta açılmış, bunun neticesinde de teknik ve sosyal alt yapı sağlıklı kent standartların çok altında kalmıştır..
İstanbul Çevre Düzeni planının olumsuz etkileri ilk defa kendini Trakya bölgesinde göstermiş İstanbul’un 2006 tarihli Çevre Düzeni planındaki hükümler sebebi ile mevcut Trakya alt bölge Ergene Havzası Çevre Düzeni planı kullanılamaz hale gelmiştir..
Trakya Havzasındaki kalan tarım toprakları ile yer altı ve yer üstü su kaynaklarını korumak için kent yöneticileri ile 103 sivil toplum kuruluşu etkin bir mücadeleyi devam ettirmektedirler..
Kentimizde de İstanbul Çevre Düzeni Plan stratejik hedef ve kararlarından en az etkilenmek için öncelikle mevcut Bursa 2020 çevre düzeni planı 2030 yılı öngörüleri dikkate alınarak yeniden hazırlanmalıdır..
Bu plan; doğal, tarihi ve kültürel değerlerini koruyan, tarım alanları ile yer altı ve yer üstü su kaynaklarımızı ülkemiz ve toplumumuz yararına planlayıp Bursa ve Bursalılar için kullanan, Bursa’yı İstanbul kural ve kararlarına uyup pasif bir interland’dan ibaret görmeyen, insana saygılı, ekolojik dengeleri koruyan çevreci bir anlayış ve yaklaşımla hayata geçirilmelidir..
Kent yöneticilerimiz bizim Nilüfer’in kuruluş aşamasında yaptığımız gibi siyasi baskı ve yönlendirmelere karşı dik ve kararlı duruş sergilemeli hiçbir kişi ve kurum menfaati toplum menfaatinden önce gelmemelidir.
Kentimize ait rantlar hiçbir şekilde küresel sermaye baronları ile onların yerli uzantılarına peşkeş çekilmemelidir..
Siyaset Kurumu,üniversite, medya, meslek örgütleri ve sivil toplum kuruluşları vb. gibi toplum dinamikleri kendi aralarındaki siyasi ve dünya görüşü farklılıklarını bir kenara bırakarak Bursa’mızın değerlerini korumak adına organize olarak etkin bir mücadele başlatmalıdırlar.. "