Aynı koşullarda "genellikle" aynı sonuçlar alınır.
1919 koşullarını yaratanların niteliklerine daha doğrusu niteliksizliklerine sahip olan hükümet, cumhurbaşkanı ve destekçileri emperyalistler tarafından görevlendirilmiş, Türk yurdunu değil çıkarlarını gözetiyorlar ise 1919 koşullarına geri dönülür. Bu bir kesinliktir.
Hükümet, cumhurbaşkanı ve diğer bürokratik kadrolarda, askerler de dahil büyük bir yozlaşma görülmekte;
- Kendi çıkarlarını toplumun çıkarlarından önde görme zaafiyetleri, rüşvet ve çıkar sağlayanların yaptıklarının sıradanlaşması, olağan karşılanması.
- Niteliksizlerin ön planda olması, yönetici durumuna gelenlerin yakınlarını kayırmaları niteliksizliğin temelini oluşturmakta, misal; imamların teknik bilgi sahibi olunması gereken görevlere yerleşmeleri.
- Suça meyilli olanların, hatta suçluların hükümet tarafından olumsuz işlerini yaptırma amaçlı kollanması, hükümeti oluşturan kurumların adeta suç örgütü niteliğine sahip olması.
- Toplumsal yarar konusunda duyarlı olanların psikolojik olarak yıpratılmaları, misal rüşvet almayanların enayi olduklarının hissettirilmesi. Öldürülen askerlerin boşuboşuna öldükleri, "dağda gezmeselerdi ölmezlerdi" düşüncesine sahip olanların açıkça ifade etmeleri.
- Kavram kargaşası yaratarak vatansever ve milliyetçi olmanın olumsuz bir özellikmiş gibi tanıtılması. Halbuki olumsuz milliyetçilik Hitler faşizmini yaratır elbette fakat olumlu milliyetçilik de Alman sanayisi ve endüstrisini yaratır.
- Kürtlerin kalkışmasını önlemek amaçlı sonuca götürecek bir eylemin yapılmaması, hükümetin adeta Türklerin olmadığı bir Türkiye istediğini davranışlarıyla belli etmesi. Türklerde evlat acısı, kendini Kürt olarak tanımlayanlarda artık kuyruk acısı oluştuktan sonra hâlâ kardeşlik türküleri çağırılması. Ya mübadele ya da vatandaşlıktan çıkarma gibi radikal çözümlerin konuşulması gerekirken, devlete karşı kalkışanlarla pazarlığa girişilmesi...zaafiyet gösterilmesi.
-Ekonomik krizin mutlaka sosyal krizlere yol açtığı bilnmesine rağmen, ekonomik krizi körükleyecek davranışların hükümetçe sergilenmesi.
- Hukukun saygınlığını yitirmesi, kanunların bile uygulanmaması, suçluların yönetici oldukları ve kendilerini kurtarmak uğruna adalet ve güvenlik konularını, ulusal güvenliği tehlikeye atacak boyutlarda hırpalaması.
- Ergenekon demek Türk demek olmasına rağmen, bu kutsal sözcüğü kirletmek ve kötü çağrışımlara neden olmasını sağlayacak durumların oluşturulması, ordunun itibarının ve şerefinin silinip atılması.
- Olumsuzlukları körükleyen hükümetin, sınıf çatışmalarını ırk, mezhep çatışmalarına dönüştürme gayreti içinde olanların suçlu ve hilekâr olduklarının görülmeyecek bir şekilde çarpıtılan haberlerin toplumsal dokuyu, düşünceyi zedelemesi, yolsuzlukların, çarpıklıkların haber yapılmaması dolayısyla toplumun haberdar edilmemesi...vs vs vs
Bütün bu olumsuzlukları daha önceden yaşayan bir toplumun, tarih bilinci gelişmiş olmayınca tekrar tekrar aynı hataları yaparak farklı sonuçlar ulaşması olası değildir.
1919 yılının 2009 yılı modelinde farklılıklar;
- Atatürk'ün niteliklerine sahip bir önderimiz yok fakat cumhuriyete inanan bir çok Atatürk gibi düşünenler var,
- Toplum birazcık daha eğitimli...yani okur yazar arttı,
- Din ile kandırılanların sayısı nüfusa oranla bira daha az...en azından akp ye oy vermeyen %50 den fazla seçmen var,
Tv'leri seyrederek ve güdülenmeyle değil, kendi okudukları ve yorumladıkları ile karar verebilecek, sorgulayabilen, kişiliğini geliştirmeye çalışan, okuyan ve doğru ile yanlışı, güzel ile çirkini, suçlu ile suçsuzu ayırt edebilme yeteneğine sahip yurttaşların çoğalmasını dilemekten başka yapılabilecek bir şey şu anda görünmüyor.