'Ben, manevi miras olarak hiçbir ayet, hiçbir dogma, hiçbir donmuş ve kalıplaşmış kural bırakmıyorum. Benim manevi mirasım bilim ve akıldır...Zaman süratle ilerliyor, milletlerin, toplumların, kişilerin mutluluk ve mutsuzluk anlayışları bile değişiyor. Böyle bir dünyada, asla değişmeyecek hükümler getirdiğini iddia etmek, aklın ve ilmin gelişimini inkâr etmek olur... Benim Türk milleti için yapmak istediklerim ve başarmaya çalıştıklarım ortadadır. Benden sonra beni benimsemek isteyenler, bu temel eksen üzerinde akıl ve ilmin rehberliğini kabul ederlerse, manevi mirasçılarım olurlar.'
Mustafa Kemal Atatürk

Dreyfus Davası Nedir?


"1894 yılında Fransı genelkurmayında görev yapan Yüzbaşı Alfred Dreyfus, Alman Askeri Ataşesi Von Schwartkoppen'e bazı gili belgeleri gönderdiği gerekçesiyle tutuklanır. Dreyfus daha yargılanmadan Fransız basını hükmünü vermiştir. La Libre Parole adlı gazete, Dreyfus'un "suçlu" olduğunu anti-semitist duyguları körükleyici bir şekilde ilân eder. Yeterli delil olmamasına karşın kamuoyunun beklentilerini karşılamak üzere Dreyfus'la ilgili adli soruşturma açılır. "Paris Birinci Savaş Konseyi" adındaki askeri mahkeme, Aralık 1894'te yargılamaya başlar. Eldeki tek delil Alman Askeri Ataşesi'nin çöp sepetinde bulunan ve Dreyfus'un elyazısına benzeyen bir yazıyla kaleme alındığı ileri sürülen belgedir. Dreyfus, yazının kendisine ait olmadığını söyler, ancak kimseyi inandıramaz. Yargıçlar da savunma hakkını ve muhakeme usulünü hiçe sayan bu durum karşısında "üç maymunu" oynarlar. 22 Aralık 1894'te Dreyfus yedi yargıcın oybirliği ile ihanet suçundan mahkûm edilir. Dreyfus'un rütbesinin geri alınmasına ve ömür boyu hapis cezasına çarptırılmasına karar verilir. İki yıl sonra askeri istihbaratın başına geçen Binbaşı Georges Picquart, Dreyfus dosyasını inceledikten sonra gerçek suçlunun, çizelgeyi kaleme alan Walsin Esterhazy adındaki subay olduğunu belirtir. Picquart sürgüne gönderilir. Esterhazy de askeri mahkemede beraat eder.

Suçsuz Diyene Ceza

Dreyfus savaşı o kadar kızışmıştır ki, dönemin Savaş Bakanı Cavaignac, aralarında Zola'nın da bulunduğu belli başlı Dreyfusçuların, devletin güvenliğini tehlikeye atmaktan ve anayasal düzene karşı komplo düzenlemekten dolayı Yüce Divan'da yargılanmalarını talep eder. Diğer yandan, Dreyfus'un suçsuz olduğunu savunan yazarlar da cezalandırılır. Bir süre sonra Dreyfus'un mahkûmiyetinde kullanılan belgelerin askeri istihbaratta görevli albay tarafından düzmece bir şekilde hazırlandığı ortaya çıkar. Tekrar yargılanan Dreyfus aklanarak ordudaki görevine döner ve "Yaşasın gerçek" der.

Dava sürecinde Dreyfus'u savunanlara karşı büyük bir tepki ortaya çıkmış ve bu tepkiler kısa zamanda Yahudi karşıtı büyük sokak gösterileri ve eylemlere dönüşmüştü."

23 Nisan 2009 - Cumhuriyet